İlişki Bağımlılığı Nedir? Neden Ayrılamıyor, Onsuz Yaşayamıyor Gibi Hissediyoruz?
İlişki Bağımlılığı Nedir? Neden Ayrılamıyor, Onsuz Yaşayamıyor Gibi Hissediyoruz?
İlişkiler, insan hayatının en temel duygusal bağlarından biridir. Ancak bazı ilişkiler, sağlıklı bir bağ kurmaktan çok, kişinin kendi kimliğini, ruhsal dengesini ve karar alma yetisini kaybettiği bağımlı bir yapıya dönüşebilir. Bu durum, psikoloji literatüründe “ilişki bağımlılığı” (relationship addiction) ya da “aşk bağımlılığı” (love addiction) olarak adlandırılır.
Bu durum çoğu zaman erken dönem bağlanma travmalarıyla ilişkilidir. Özellikle bakım verenin tutarsız, mesafeli ya da duygusal olarak yok olduğu durumlarda çocukta “sevilmek için vazgeçmemem gerek” inancı gelişebilir. Bu da yetişkinlikte kişiyi, ilgisiz veya zorlayıcı partnerlere takılı kalma döngüsüne sürükler. Haz nesnesi (partner), bir tür regülasyon nesnesi halini alır. Yani kişi, kendi duygularını kendi başına düzenleyemediği için bunu partner aracılığıyla yapar. Bu yüzden de ilişkiyi kaybetmek, sadece birini kaybetmek değil, psikolojik işlevselliğin çökmesi anlamına gelir.
İlişki bağımlılığı en çok kaygılı bağlanma stili ile örtüşür. Kaygılı bağlanan bireyler, sevildiklerinden emin olamazlar. Partnerin ilgisini garanti altına almak için yoğun vericilik, kendini feda etme, fazla uyum sağlama gibi davranışlar sergileyebilirler. İronik biçimde, bu kişiler genellikle kaçınan bağlanan bireyleri partner olarak seçerler. Yani sevgiye kolay kolay karşılık vermeyen, duygusal olarak uzak duran kişilere tutunurlar. Bu da döngüyü daha da güçlendirir: Ne kadar az ilgi varsa, o kadar çok bağlanma.
İlişki Bağımlılığının Belirtileri
• Partnerden ayrı kalınca yoğun kaygı ve boşluk hissi
• Partnerin sevgisinden sürekli emin olma ihtiyacı
• Reddedilme veya terk edilme düşüncesiyle panik yaşama
• İlişki zarar verici olsa bile bitirememek
• Partnerin ilgisizliği karşısında kendini suçlama
• İlişki dışındaki hayatın anlamsız veya boş gelmesi
• Sürekli ilişki içinde olma isteği, yalnızlığa tahammülsüzlük
• İlişkiden çok, ilişkide olma hâline bağımlı olma
İlişki bağımlılığı bir mantık değil, bir duygusal öğrenme ürünüdür. Kişi çoğu zaman bu durumun farkındadır: “Bu bana iyi gelmiyor.” “Beni umursamıyor ama ayrılamıyorum.”
Ancak farkındalık, çoğu zaman eyleme dönüşemez çünkü derinlerde bir yer, bu kişiyi kaybederse kendi benliğinin de çökeceğine inanır. Bu noktada kişi, ilişkiyi değil; kendini ayakta tutma stratejisini kaybetmekten korkar. Yani partner bir sevgi figüründen çok, bir regülasyon nesnesi (içsel dengeyi sağlayıcı dışsal kaynak) haline gelmiştir.
Yoğun sevgi hissetmek başka, kendi özsaygınızı bir başkasının ilgisine bağlamak başkadır. Tartışmaların yoğunluğu, bir ilişkinin anlamlı olduğu anlamına gelmez. Bağlılık ve bağımlılık ayrı şeylerdir. Bir ilişkide kalmak istemek doğaldır ama zorunda hissetmek farklıdır.
Nasıl Düzeltilebilir?
İlişki bağımlılığı, bireysel psikoterapi ile sağlıklı şekilde çalışılabilir. Terapide amaç, kişinin kendilik değerini bir başkasına endekslemeden yeniden inşa edebilmesi, yalnızlığı tehdit olarak değil bir “dinlenme alanı” olarak görebilmesidir. Ayrıca, bağlanma travmalarının, terk edilme korkularının ve çocukluk yaşantılarının terapötik düzeyde yeniden anlamlandırılması gerekir. Şema Terapi, Bağlanma Temelli Terapiler ve EMDR gibi yöntemler, özellikle etkili yaklaşımlardır.
İlişki bağımlılığı, aslında sevmek değil; sevilmemekten korkmak üzerine kuruludur. Sevgi, ancak özgürlük içinde büyür. Eğer ilişkinizde kendinizden vazgeçiyor, sizi görmeyen birine daha çok bağlanıyor, yalnızlık fikrine bile tahammül edemiyorsanız… Belki de sevdiğiniz kişi değil; sizi ayakta tuttuğuna inandığınız bir boşluktur. Ve bazen, kendinize yeniden dönmenin ilk adımı bir başkasını bırakmak değil, kendinizi tutmayı öğrenmektir